2025 Küresel İflas Raporu, Dun & Bradstreet’in CRIF grubu tarafından yayınlandı. Bu rapor, dünya genelinde ekonomik gelişmeleri ve iflaslar üzerindeki etkileri gözler önüne seriyor. Türkiye, küresel ekonominin normalleşme çabalarına rağmen, finansal zorluklar nedeniyle birçok şirketin iflasıyla karşı karşıya kaldı.
Türkiye, 2025 yılında iflas sayısında %29’luk bir artışla dikkat çekti. CRIF İzleme Servisi’nin Ticaret Sicil Gazetesi verilerine dayanarak hazırladığı analizde, geçtiğimiz yıl toplamda 573 şirketin resmi olarak iflas ettiği belirtiliyor. Peki, Türkiye’yi bu kadar olumsuz etkileyen faktörler neler?
1. Yüksek Reel Faiz: Şirketlerin borç yükü giderek katlanılmaz bir seviyeye ulaştı.
2. Kredi Erişimi: Bankaların kredi verme koşullarını sıkılaştırması, özellikle nakit akışı bozulmuş KOBİ’leri olumsuz etkiledi.
3. Sıkı Finansal Koşullar: İç talepteki yavaşlama, perakende sektörünü büyük bir sıkıntıya soktu.
Küresel Ifas İstatistikleri incelendiğinde, dünya genelinde 45 ülkenin 28’inde iflasların arttığı görülüyor. Bu listede en yüksek iflas oranıyla Arjantin zirvede yer alırken, Türkiye de bu kötü sıralamada üst sıralarda kendine yer buldu. 2025 yılı iflas artış oranları şöyle sıralanıyor:
– Arjantin %65
– Yunanistan %49
– Hong Kong %45
– İsviçre %41
– Türkiye %29
– ABD %26
Hangi sektörler bu durumu daha fazla hissediyor? Rapora göre, iflas baskısının yoğunlaştığı başlıca sektörler şunlar:
– İnşaat: Yüksek proje maliyetleri ve finansman zorlukları projeleri durma noktasına getirdi.
– Perakende ve Konaklama: Tüketici alım gücündeki düşüş ve artan operasyonel maliyetler, bu sektörlerde büyük sıkıntılara yol açıyor.
– Hizmet Sektörü: Maliyet artışlarını fiyatlara yansıtamayan işletmeler, talep düşüklüğü nedeniyle kapanma riskiyle karşı karşıya.
2026 için uyarılar ise endişe verici. Dun & Bradstreet Baş Ekonomisti Dr. Arun Singh, 2025’teki ekonomik “yavaşlama” sürecinin yanıltıcı olabileceğini belirterek, jeopolitik gerilimlerin derinleşmesinin ticaret yollarını etkileyebileceği ve tedarik zincirlerinde sorunlar yaratabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle yüksek borçluluk seviyesine sahip şirketlerin refinansman baskısı altında kalmalarının, finansal zorluk riskini artırabileceği vurgulanıyor.